yıldızlar masallar ve aşklar

feda etmek masalları,

üzdü bizi..

yalanlayarak ve yadsıyarak aşkı,

söndürdük yıldızları..

dilekler tutulamadı,

kaymayınca yıldızlar..

belki de en eski yanılsamaydı,

aşk..

bir zamanlar delice dönen dünya,

yavaşladı sanki..

karanlığa gömülen kalpler,

paramparça..

ama,

yıldızlar, masallar ve aşklar..

umut ve güzellik..

aslında,

var hala..

kaldır başını ve aç gözlerini !

h.a.

ayırt etmek

aslında olmuş olan,
ama sürekli, tekrardan-sıfırdan-hatırlayıp,
şaşırdıgımız şeyler var.
rüya mı, gerçek mi, hayal mi,
yanılsama mı,  ayırt edilemeyen.
beklenmedik ama önemli olaylar..
dönüm noktası, bir başlangıç,
ya da bir bitiş.
ipler senin elinde.
küçük gibi görünen,
ama herkesi, herşeyi etkileyen..
karar vermek,
binbir olasılıktan birini seçmek..
..
h.a.

yollar ve ipler

geleceğimi düşünüyorum.
önüme serilen yolları görüyorum.
birini seçmek,
diğerlerinden  vazgeçmek..
bundandır,
ürküyorum..
telaşa kapılıyorum zaman zaman..
karar vermek zor..
kurulan baglar belki de,
bizi bu kadar zorlayan.
bir yöne giderken,
diğer yönden,
kurdugun bağ çekeler seni.
diğer yönden de,
diğeri.
karar vermek zor.
tüm yollardan,
ve tüm bağlardan vazgeçip
ipleri kendi kendine,
kendi içinde düğümlemek lazım.
yolları kendi kendine,
kendi içinde inşa etmek lazım..
kendi kendine...

..

hep aynı şeylerden bahseder insanlar,
ben de öyle..
ve yine benzer şeyler olacak,
simdi yazacaklarım..
en iyisi yazmamak..

sınır

"sınırlar sınırlar sınırlar... ah şu sınırlar...
beni benden alan...
beni bana gömen...
beni benden saklayan...
beni benden soğutan..."

h.a.  to  o.y.

biz-aslında varolmayan

ne kadar da şanslıyız biz..
üzülsek de zaman zaman,
ipe-sapa gelmez ayrıntılara,
aslında değmez can sıkmaya..
külleri savurduk,
rüzgarlı tepelere çıktık,
dikenler ve taşlar da vardı yollarımızda..
hep varolduk,
dimdik, kulak asmaz ve boyun eğmez..
hep yürüdük,
cesurca, tekbaşına ve uzaklara..
bu güç baştan ayağa kuşattı bizi,
hiç yok olmayacak olan.
ve gözlerimiz gördü uzakları,
hiç varılmamış olan.
sen de kalk ayağa,
ki çekilsin cadılar  yollarından,
ve aydınlatsın yolunu güneş.
katıl bize,
güzel ve özgür günlere..

h.a.

mutlu bir insan

kücük bir kasaba,
denizin kenarında..
temiz bir hava,
ormandan gelen..
rüzgar, güneş ve gökyüzü..
küçük bir ekmek teknesi..
ve dost insanlar,
birkaç kişi..

mutlu bir insan..

h.a.

günler geçtikçe..

her gün bir adım daha uzaklaşıyorum
ben senden..
ve bazen rüyalar görüyorum,
içinde sen olan,
ve içinde riyalar olmayan..
bir adım ileri,
bir adım geri..
bocalıyorum..
zorlanıyorum,
ve zorluyorum kendimi..
olması gerekeni
icra etmekle mükellef bir memur gibi..

h.a.

ruzgarlı tepe

yolumun rüzgarlı tepeye çıktıgı yerde
güneş yüzümü aydınlatacak.
papatyalar karşılayacak beni
rüzgarn müziğinde.
doğa kendi melodisini kulagıma çalacak bir an.
ve herşey gün gibi açığa çıkacak.
kalbimin ritmini hissedeceğim
tüm vuruşlarıyla,
tüm notalarıyla.
ve rüzgarlı tepenin
en güzel ağacının altında,
sen,
beni bekliyor olacaksın.
beyaz gömleğin ve uçuşan saçlarınla.
h.a.

tercih

her tercih bir vazgeçiş midir yoksa..

her nefes bir adım daha uzaklaşmak mı

yoksa yaklaşmak mıdır bir adım daha..

neye? kime?

hangi yöne..

rüzgar saçlarımızı okşarken

hisseder kalp gideceği yönü..

bilir azçok olacakları önceden..

keşke biraz da rüzgara kafa tutabilse

bukadar acizken zavallı yürek,

neylesin yaşlı gözler..

boyun eğerler sessizce..

sessizce..

h.a.